Cezaevindeki bir babanın dramı

Konya`nın Beyşehir ilçesi Üzümlü beldesinde tüfeğinin ateş alması yüzünün büyük bölümünde doku kaybı oluşan ve bir suçtan cezaevine girince tedavisi yarım kalan Ahmet Yürük, Cumhurbaşkanı`na mektup yazarak yardım istedi.

07.05.2014 16:35, 9 yıl önce eklendi.
Cezaevindeki bir babanın dramı
Yürük, kaldığı cezaevinden başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere Başbakan ve Adalet Bakanına mektup yazarak, yaşadığı durumu anlatırken, tedavisinin tamamlanıncaya kadar cezasının kalan bölümünün infazının ertelenmesi için yardım istedi. Babalarının cezaevinde yaşadığı dram üzerine seslerini duyurmaya çalışan oğulları Ömer ve Ziya Yürük, Konya E Tipi Kapalı Cezaevi`nde mahkum olarak yatan babalarının Üzümlü beldesinde av tüfeği imalat, satış ve pazarlamacısı olarak iş hayatını sürdürürken, 2003
yılında bir suçtan dolayı yargılandığını ve 6 ay süreyle cezaevinde kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını söyledi. Ömer Yürük, dava sürecinin 2008 yılında sonuçlandığını, suçlu bulunarak 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını söyledi. Temyize giden dosyanın neticesinin 2011 yılının Temmuz ayında geldiğini ve Yargıtay`ın babasının cezasını onaması üzerine hakkında yakalama kararı çıkarıldığını belirten Yürük, "Ancak, yargılamanın devam ettiği 2010 yılında babam hayati
tehlike arz eden çok talihsiz bir silah kazası yaşadı ve yüzünün büyük bölümünde doku kaybı oluştu. Söz konusu tarihlerde, babam iş yerine tamir için gelen bir av tüfeğini denemek isterken elinden düşürmesi sonucu ateşli silah yaralanması olayı yaşadı. Sonrasında hayati tehlike arz eden bu kaza sonucu, burun, üst damak, alt çene gibi yüzünde ağır doku kaybı ve parçalanması oluştu. Bunun üzerine Beyşehir`deki ilk müdahalenin ardından hayati tehlike kaydıyla helikopterle Konya`ya sevk edilerek Meram Tıp
Fakültesi Hastanesi`nde tedavisine başlanılan babamın tedavisinden burada istenilen sonuç alınamayınca, bir süre sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Cerrahi Bölümüne sevk edildi. Burada, iki ay boyunca uygulanan iki ayrı operasyon sonucunda sırtından et alınarak yaralı bölgeler ameliyat edildi. Bu tedavi ve operasyon sonucunda durumunda bir hayli ilerleme kaydedilmesine rağmen, vücudun yorgun düşüp 45-50 kiloya varan zayıflamalar ortaya çıkınca, babamın evde beslenmesinin daha iyi
ve uygun olacağı düşünülerek, kendisini toparlayıp kilo almasını sağlamak üzere 6 aylık süreliğine izin verildi ve hastaneden taburcu edildi. Ancak, izin esnasında aldığı cezadan dolayı hakkında yakalama emri çıkınca, tedavisi tamamlanamadan yeniden cezaevine düştü. Oysa bu yılın Ocak ayında tekrar ameliyatları başlayacaktı. Ama tedavi süreci yarım kaldı. Şimdi ise tedavisinin tamamlanıp sağlığına tekrar kavuşana kadar cezasının kalan bölümlerinin infazının ertelenmesini ya da kelepçe yasasından yararlanmak
istiyor. Bunu annemiz ve çocukları olarak bizler de istiyoruz. Bu konuda, Cumhurbaşkanlığına da babam cezaevinden bir mektup yazdı ve yardım istedi. Ama bugüne kadar herhangi bir cevap henüz gelmedi. Babamın tek isteği, devlet büyüklerimizden cezasının affı yerine kendisine yaşama şansı verilmesidir. Babamın işlediği suç; ne bir cinayet, ne bir tecavüz ya da bir yüz kızartıcı suç. Sadece, sattığı kuru sıkı tabancanın, satmış olduğu kişiler tarafından gerçeğe çevrildiği halde, bunu ispat edemediğinden
kendisi yapmış gibi yargılandı. Beslenmesini mama ve sıvı içeceklerle sürdürdüğü için cezaevi şartlarında bu çok zor oluyor. Doktorların verdiği raporlar da yaşadığı dram, sıkıntı ve zor durum ile hatta hayati tehlikesinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Kendisine verilen hastane sağlık kurulu raporunda, şöyle deniyor: `Ateşli silah yaralanmasına bağlı mandibula ve alt yüz-yumuşak doku kaybı mevcut olduğu, tüm operasyonlara rağmen yaralanmadan önceki ağız fonksiyonlarının mevcut olmadığı, hastanın salya
tutamama, çiğneyememe ve ağız kapatamama şikayetlerinin mevcut olduğu için ciddi anlamda beslenme problemi yaşadığı, sürekli hastalık ve sakatlık durumu oluşturduğundan, mevcut durumu itibari ile yaşamı tehlikeye sokacak bir durum olmadığı ancak mahkum cezasının infazının resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerde sürdürüp sürdüremeyeceği hususunun İstanbul Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu tarafından belirlenmesinin uygun olduğu kanaati` belirtiliyor. Bu konuda, bir yandan adli tıp raporunu
beklerken, diğer yandan tedavisini üstlenen doktorun başhekimliğe yazdığı yazıda ise hasta babamızın profesyonel anlamda bakıma muhtaç olduğu ifade ediliyor. Ayrıca, cezanın infazının devamı halinde babamızın hayatı için kesin bir tehlike teşkil edeceği ve bu nedenle cezasının geri bırakılmasının gerektiği yönünde görüş belirtiliyor. Bu durumda cezaevinde yatmasından dolayı psikolojisi de bozulmuş durumda. Aile olarak biz de perişan durumdayız ve geceleri babamızın durumunu düşünerek uyuyamamaktayız.
Cumhurbaşkanımızdan bu konuyla ilgili bize dönüş yapmasını temenni ediyoruz. Ondan rica ediyoruz, yaklaşık 6 aydır kendisi cezaevinde bulunuyor. Talebimiz, kesinlikle bir af değil, sadece tedavisinin tamamlanmasının ardından infazının kalan kısmını çekmesidir. Ona bu şansın insanlık namına verilmesini istiyoruz" dedi.

Yorum yap



Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış!

Diğer haberler

Yazarlar



Anket

Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ

Rss Bağlantıları

Sistem


İmer yayın organı


Bu web sitesi tamamen özgür yazılım araçları kullanılarak sanater tarafından yapılıp, yayınlanmaktadır. konya implant